Skip to main content

 

Terapiye neden gideriz? Genellikle bizi terapiye götüren şey içinden çıkamadığımız bir sorun, bir türlü çözümleyemediğimiz bir semptomdur. Kullandığımız baş etme yöntemleri işlevini yitirmiş, hatta kimi zaman daha fazla zorluğa sebep olmaktadır. Terapi ekolleri işte bu semptomları veya zorlantıları nasıl çözümleyebileceğimiz konusunda birbirinden farklı görüşleri benimsemişlerdir. Psikodinamik ekole baktığımızda semptom bilinçdışı bir çatışmadan kaynaklanır. Bu görüş temellerini psikanalitik teoriden almaktadır. 

 

Psikanaliz temelde insan zihnini bilinç, ön bilinç ve bilinçdışı üzerinden inceler. Bilinçdışındaki düşünceler, dürtüler, arzular, anılar biz farkına dahi varmadan davranışlarımızı ve hayata olan bakışımızı etkiler. Her türlü düşüncemiz, arzumuz veya anımız bilinçli bir şekilde kabul edebileceğimiz bir içeriğe sahip değildir, ya çok büyük bir acı verecektir ya da farklı birçok yaptırımı olacaktır. Zihnimiz bu tip içerikleri bastırarak hayatımıza daha “huzurlu” devam etmemizi sağlar. Ancak bu huzur her zaman içinde rahat hissettiğimiz bir alan vermez. Bastırılan bir şekilde geri döner ve kendisini semptom olarak hayatımızın merkezine oturtur. Temellerini psikanalitik görüşten alan psikodinamik yaklaşım da bilinçdışındaki çatışmalara odaklanır. Bu sayede hayatımızdaki tekrarlayan temaların sebepleri çalışılabilir hale gelir. 

 

Psikanaliz ve Psikodinamik Yaklaşım Aynı Mıdır?

Psikodinamik terapi, psikanalize kıyasla daha az yoğun bir süreçtir ancak benzer hedeflere ve yöntemlere sahiptir. Bu yöntemlerin içinde serbest çağrışım, rüyalar, aktarım ve edim hataları üzerine odaklanmak yer alır. Bunların her biri bilinçdışında yer alan bilginin kendisini açık ettiği anlar yaratır. Bu anlar semptomun kaynaklandığı çatışmaya dair bilgi verir. Temelde her iki yaklaşım da bilinçdışını merkezine alır. Psikanaliz daha uzun soluklu, yoğun ve derin bir çalışma alanı yaratırken psikodinamik terapi daha kısa soluklu olabilir. 

 

Psikodinamik Terapi Nasıl İlerler?

Terapist başlarda danışanın yaşam öyküsünü ve güncel problemlerini ayrıntılı bir şekilde almaya ve nasıl ilişkileri olduğunu anlamaya çalışır. Hem kendisini hem de bir ötekini hayatında nasıl konumlandırdığını fark eder. Bu sayede danışanın ilişki kurma biçimi keşfedilmiş olur. Bu süreçte konuşulması güç olan düşünceler, duygular, anılar, arzular ve korkular ifade edilebilecekleri bir alan bulur. Bunun için terapist, temelde danışanın zihninden geçenleri açık ve filtresiz bir şekilde ifade etmesini bekler. Bu noktada danışanın çağrışımlarını takip etmesi esastır. 

 

Danışanın ilişki kurma biçimleri hem diğer kişiler hem de terapistle olan ilişkisi üzerinden çalışılır. Rüyalara, dil sürçmelerine, kimi zaman unutulanlara ve yanlışlıkla yapılanlara odaklanılır. Süreç içinde derinlemesine çatıştıkça geçmişte işe yarayan ancak artık kişinin ayağına dolanan baş etme yöntemleri fark edilir. Bu sayede yeni yöntemlerin ve yeni ilişki kurma biçimlerinin inşa edilebilmesi için alan açılır. Süreç danışanın temposuna uygun bir şekilde ilerler. Bu sebeple terapist herhangi bir konu dayatmasında bulunmaz, seanslarda danışanın nasıl başlamak ve ilerlemek istediği temel alınır. 

 

Psikodinamik Terapinin Faydaları Nelerdir?

Psikodinamik terapi bilinçdışına bir yolculuk vaad eder. Bu sayede kişinin kendi bilinçdışına dair içgörü kazanacağı ve semptomunun hafifleyeceği ya da tamamen biteceği öngörülür. Ancak amaç hiçbir zaman sadece semptomdan kurtulmak değildir. Psikanaliz kendi iç dünyamızla bütünleşebilmemizi, “iyi” ve “kötü” yanlarımızı birlikte deneyimleyebilmemizi sağlar. Bu bütünleşme hayatı daha dolu dolu yaşamamızı, kendi arzularımızla yol almamızı, dengeli bir yaşam sürebilmemizi sağlar. Bilinçsizce savrulmaktansa hayatımız için bir seçim şansı elde edebilmemizin yolu psikanalizden geçer. 

 

Psikodinamik terapi hayatımızdaki örüntüleri fark etmemizi, geçmiş deneyimlerimizin nasıl hala hayatımız üzerinde etki sahibi olabildiğini, bağlantısı olmadığını düşündüğümüz yaşanmışlıkların arasındaki örtük ilişkileri görebilmemizi sağlar. Olaylara, durumlara ve kişilere verdiğimiz tepkiler bilinçdışı süreçlerden bağımsız değildir. Geçmiş ve bugün arasındaki bağlantıları çözümledikçe, bilinçdışımızda gizli kalan dürtüleri, arzuları ve motivasyonları ortaya çıkardıkça verdiğimiz tepkiler üzerinde söz sahibi olmaya başlarız. Psikodinamik terapi zaman içinde “Peki bu farkındalıkla ne yapacağım?” sorusuna kendi yanıtımızı bulmaya çalıştığımız bir sürece de dönüşür. 

 

İnsan ruhsallığının bir matematiği yok, psikodinamik terapi süreci her birey için farklı bir yoldur ve farklı engebeleri barındırır. Çoğunlukla bu engebelerin içinde yas tutmak da yer alır. Geçmişimizle ve kendi iç dünyamızla yüzleştikçe hayattaki kayıplarımızın, elde edemediklerimizin ve bir türlü sahip olamadıklarımızın acısını da duyumsamaya başlarız. Bunların yasını tuttukça yoğunluklarının giderek azalmaya başlayacağı öngörülür. Tutulmayan yaslar bizi bilinçsizce etkilemeye mahkumken yası tutulmuş kayıplar hayatımızın içinde bir ifade alanı bulur. 

 

İç dünyamızla yüzleştiğimiz bu süreçte bizi ne bekliyor? Elbette ki değişim. Kendimize yeni yöntemler geliştirdiğimiz bu süreçte hem kendimizle hem bir ötekiyle hem de dünya ile kurduğumuz ilişkinin değişmesi kaçınılmazdır. 

 

Görsel: It takes two to therapy – Lina Lindqvist